İlk yazı - 2 ay var daha !

Viyana'daki universitenin başlamasına 2 ay, benim burdan ayrılışıma 1,5 ay var iken blogumu açmam ne derece gaz olduğumu gösteriyor sanırsam. Ama dün gece gördüğüm rüyadan sonra artık bloga bi yazı yazmanın zamanı geldi dedirtti bana. Rüya da şu ki : Nuran, ben,  Selime takside gidiyoruz, adam türk, yollar da bağdat caddesine falan benziyor, neyse varıyoruz ineceğimiz yere, parayı ben ödemek için açıyorum cüzdanı o da ne , cüzdan euro dolu :) neyse ucuza kapatıp 3 euro veriyorum taksiye iniyoruz. Şimdi, context olarak adam türk etraf türk gibi görünebilir ama benim bilinçaltımın para birimi çoktan euroya dönmüş bile. Burdan da anlıyoruz ki ben artık olmuşum :) Bu erasmus blogunun da açılma zamanı gelmiş. 
Şimdi yazarken geldi aklıma, rüyayı şu şekilde de yorumlamak mümkün. Ben ermişim ve geleceği görüyorum, Nuran ve Selime Viyana'ya gelcek beni ziyarete , zaten zilyon tane türkün yaşadığı Viyana'da taksicimiz türk çıkıcak çok olası bi şekilde, etrafa da çok takılmamak lazım dediğim gibi bağdat caddesine benziyordu zaten etraf, pek tabii oralar Viyana'nın herhangi bir sokağı da olabilir. Ve tabii ki Viyana benim memleket olduğundan mütevellit misafirlerime parayı ödetmeyerek 3euroyu ben şahsen kendim ödüyorum. 3 euroya da orda nereye gidilir artık gidince görücez. 

Velhasılı, daha 2 ay kala ben iyice moda girdim, yarın gidiyormuş gibi hissediyorum resmen. Odada da sürekli bir erasmus, ayrılma muhabbetidir gidiyor zaten, hepimiz artık son demlerini yaşadığının bilincine iyice vardık. Zaman yaklaştıkça herkeste bi "ne derdimiz vardı da gidiyoruz, rahat mı battı ne" modu da yok değil. Son bir haftadır odamızın kapısına da yazdık zaten bu mottomuzu:  " Rahat Battı ! " . Biz avrupanın 3 köşesine dağılacak olan (Avusturya- Portekiz- İsveç)  siyam üçüzleri olarak hakkaten 6 ay ayrı kalacak olmak öyle böyle değil baya zor olucak. Gerçi şimdi böyle ayrılık muhabbeti yapınca, safi hüzünlüymüşüz gibi oldu ama. Öyle değil tabiki. Heyecan da var oldukça. Her dakka Ryanair'in komik fiyatlarına bakıp bakıp hayallere dalıyoruz, sonra da şuraya gideriz, ordan da ben sana gelirim gibisinden :) Zaten hayal ettiklerimizin hepsini gerçekleştirecek olursak her hafta sonu o ülke senin bu ülke benim gezicez. Hatta öyle bi durumda en az durduğum şehir Viyana bile olabilir :P  Ben zaten avrupanın göbeğinde en şanslıları olarak, hemen 3 saat uzağımda Zeynep de var Maribor'da, onunla her hafta sonu gece trenleriyle bilimum şehirlere gidicez, başta Paris olmak üzere :) ( dimi Zeynep??)
Böyleyken böyle, hayallerde sky is the limit. İnşallah hayalle kalmaz bunlar diyelim.

Herşey iyi güzel de, şu vize işi çok geriyor beni. Yarın sabah konsolosluk randevum var ve ben kısa dönem Erasmus öğrencisi olarak sadece schengen (oturma izinsiz) vizesi başvurusu yapacağımı, bunun için de Learning Agreement'ımın fotokopisi gerektiğini bugün öğrendim. Bizim kızlardan hiçbirinden istenmedi öyle bişey, ama her ülkenin kendi cinslikleri oluyormuş demekki, hepsi avrupa ülkesi diyip geçmiycen. Koştur koştur aldım neyseki fotokopisini International Office'den ama bu demek oluyor ki bu leyla halimle ben yarın bambaşka bir evrakımın da eksik olduğunu öğrenebilirim. Şimdilik kader kısmet diyerek yarın bir aksilik çıkmamasını ummaktan başka çarem yok tabi. Şu vizeyi gözümle gördüğüm zaman içim baya bir rahatlıycak ama ondan eminim.

Read Users' Comments (0)

0 Response to "İlk yazı - 2 ay var daha !"