İtinayla seçilmiş konsolosluk görevlilieri
Kesinlikle bu konsolosluk görevlilierinin işe alınırken özel bir testten geçtiklerini düşünüyorum. Özel test de öyle kabiliyet ölçen vesaire bişey değil, zaten gerek de yok, yaptıkları dünyanın en uyduruktan en basit işi. Herkes yapar iki kağıt alıp-vermeyi iki mühür basmayı, ama herkes bu şahsiyetler gibi psikopat olamaz. Özel testle önce bu işe alcakları psikopat adaylarının sinir-stres katsayısını ölçüp en yüksek skorluları alıyorlar, garanti.
Neyse, anlaşılcağı üzere öyle çok da rahat geçmedi konsolosluk maceram. Zaten daha ilk girerken başladım aksilik no1 ile. Kadın daha en dış kapıda dekontumu istedi, uzattım . Baktı eksik yatırmışınız 85 euro olcaktı, siz 80 yatırmışınız dedi. Yanınızda 80 euro varsa alayım, yoksa geri göndermek zorundayım sizi dedi.(Bankaya yatırırsan 85, elden verirsen 80 olması gerekiyormuş, 5 euro vereyim dedim cık dedi) Ben tabi daha destur demeden çıkan bu ilk aksiliğimin şokuyla bi güzel yıkandım başımdan dökülen kaynar sularla. Murat abi allahtan kapıda bekliyordu, yanında da şansıma varmış 100eurosu. Adamcağızın parasını aldım, gösterdim neyse girebildim içeri. İçerde de parayı istediler vermedim, ben hibeliyim kardeşim ne parası istiyosunuz dedim. Mırın kırın etti sorunlu kadın, üstüme sorayım dedi, sor dedim sen ne bilcen zaten, sordu geldi ki evet sizden alınmıyormuş ücret dedi, söndü tabi havası. Sönmez olaydı, kadın iyice gıcık kaptı bu sefer bana. O andan sonra zaten ekstra kaba olan tavırlarını daha bir abarttı, evraklarımın falan istisnasız hepsini fırlatmak suretiyle verdi elime.
Konsolosluk da boğaza nazır acayip güzel, köşk görünümlü bir bina, ama içersini görme yani. Nasıl eski nasıl pis, bizim kötülediğimiz uyduruk Polonya konsolosluğu bile modern kalır yanında. Zaten 3 tane gişe koymuşlar dandirikten, 3 tane de sorunlu kadın. Polonyalıları zamanında boşa ezmişiz, bunlar da kıytırık avrupalı diyerek, bariz daha lükstü onların konsoloslukları. Avusturya dedik sanatçı bunlar dedik, ama ilk intiba fos çıktı.
Aksiliklerde sınır tanımayan ben, ikametgah belgemi falan da unutmuşum. Schengen belgesinin adres kısımlarını atlamışım falan. Kadından bide bunun için azar işittim, zavallının öğle tatilini de 7 dakka yedim zaten, söylene söylene bitiremedi ben şimdi ne ara yemek yiyeceğim diye. Nitekim daha fazla dayanamayıp, bağıra çağıra gitti. Ben kala kaldım elimde belgeler. Herneyse daha fazla detay hatırlamaya yüreğim dayanmıycak, psikopat kadın karnını doyururken ben binbir karınağrısıyla eksik belgelerimi falan tamamladım bir saat içinde. Saat 1de dikildim kadının masasının başına, karnı tok hali de gayet suratsız ve sinirliydi ama köprünün sonuna geliyorken kadına dayı demeye devam etmek için kendimi oldukça zorlayarak yüzümdeki eblek sırıtmayla uzattım belgelerimi. Suratıma bile bakmadan saçma sapan bişiler çizdi karaladı kağıtlara, zımbaladı hepsini. Haftaya gel al dedi, verdi pasaport kağıdımı. Tüm affediciliğimi kullanarak, kadına teşekkür ettim ve ayrıldım o köhne konsolosluktan. Haftaya bir sorun çıkmazsa salı günü vereceklermiş vizeyi.
Böyleyken böyle. Bir dua ile bitirelim madem :
Allah bi daha düşürmesin bunların eline, Allah tez zamandan ya AB'ye girdirsin bizi, ya da hepimizi yeşil pasaportlu eylesin, amiin :)
Neyse, anlaşılcağı üzere öyle çok da rahat geçmedi konsolosluk maceram. Zaten daha ilk girerken başladım aksilik no1 ile. Kadın daha en dış kapıda dekontumu istedi, uzattım . Baktı eksik yatırmışınız 85 euro olcaktı, siz 80 yatırmışınız dedi. Yanınızda 80 euro varsa alayım, yoksa geri göndermek zorundayım sizi dedi.(Bankaya yatırırsan 85, elden verirsen 80 olması gerekiyormuş, 5 euro vereyim dedim cık dedi) Ben tabi daha destur demeden çıkan bu ilk aksiliğimin şokuyla bi güzel yıkandım başımdan dökülen kaynar sularla. Murat abi allahtan kapıda bekliyordu, yanında da şansıma varmış 100eurosu. Adamcağızın parasını aldım, gösterdim neyse girebildim içeri. İçerde de parayı istediler vermedim, ben hibeliyim kardeşim ne parası istiyosunuz dedim. Mırın kırın etti sorunlu kadın, üstüme sorayım dedi, sor dedim sen ne bilcen zaten, sordu geldi ki evet sizden alınmıyormuş ücret dedi, söndü tabi havası. Sönmez olaydı, kadın iyice gıcık kaptı bu sefer bana. O andan sonra zaten ekstra kaba olan tavırlarını daha bir abarttı, evraklarımın falan istisnasız hepsini fırlatmak suretiyle verdi elime.
Konsolosluk da boğaza nazır acayip güzel, köşk görünümlü bir bina, ama içersini görme yani. Nasıl eski nasıl pis, bizim kötülediğimiz uyduruk Polonya konsolosluğu bile modern kalır yanında. Zaten 3 tane gişe koymuşlar dandirikten, 3 tane de sorunlu kadın. Polonyalıları zamanında boşa ezmişiz, bunlar da kıytırık avrupalı diyerek, bariz daha lükstü onların konsoloslukları. Avusturya dedik sanatçı bunlar dedik, ama ilk intiba fos çıktı.
Aksiliklerde sınır tanımayan ben, ikametgah belgemi falan da unutmuşum. Schengen belgesinin adres kısımlarını atlamışım falan. Kadından bide bunun için azar işittim, zavallının öğle tatilini de 7 dakka yedim zaten, söylene söylene bitiremedi ben şimdi ne ara yemek yiyeceğim diye. Nitekim daha fazla dayanamayıp, bağıra çağıra gitti. Ben kala kaldım elimde belgeler. Herneyse daha fazla detay hatırlamaya yüreğim dayanmıycak, psikopat kadın karnını doyururken ben binbir karınağrısıyla eksik belgelerimi falan tamamladım bir saat içinde. Saat 1de dikildim kadının masasının başına, karnı tok hali de gayet suratsız ve sinirliydi ama köprünün sonuna geliyorken kadına dayı demeye devam etmek için kendimi oldukça zorlayarak yüzümdeki eblek sırıtmayla uzattım belgelerimi. Suratıma bile bakmadan saçma sapan bişiler çizdi karaladı kağıtlara, zımbaladı hepsini. Haftaya gel al dedi, verdi pasaport kağıdımı. Tüm affediciliğimi kullanarak, kadına teşekkür ettim ve ayrıldım o köhne konsolosluktan. Haftaya bir sorun çıkmazsa salı günü vereceklermiş vizeyi.
Böyleyken böyle. Bir dua ile bitirelim madem :
Allah bi daha düşürmesin bunların eline, Allah tez zamandan ya AB'ye girdirsin bizi, ya da hepimizi yeşil pasaportlu eylesin, amiin :)


0 Response to "İtinayla seçilmiş konsolosluk görevlilieri"
Yorum Gönder