bitti.
biteli çok oldu gerçi. 27 haziran pazar gecesi döndüm İstanbul'a.
dönüşümün tek olayı her erasmusçu gibi oldukça ağır ve sayıca da çok valizleri taşımak oldu. 2 valiz bir sırt çantası ve bir xxl poşet ile kurtardım ama inanılmaz bir görüntüydü. hele büyük valiz artık dik duramıyordu havaalanına geldiğinde, tekerlekleri falan hep yamulmuştu ağırlığından, zira check in'deki tartıya çıktığında 35 kilo geldiğini söyledi kadın. maximum insani taşıma ağırlığı ise 32 kiloymuş :) dedim evet ben gayet insani olmayan koşullarda taşıdım onu evden buraya, siz şurdan uçağa koyamıyor musunuz. yok dedi olmaz böyle, 3 kilo azaltman gerek, diğer valize ekleyemez misin diyor bi de bana. diğer valizin nasıl şartlarda kapatıldığını bilmiyor tabi. diğer valiz dediğim de küçük el bagajı boyutunda tekerlekli bir valiz, o bile 15 kilo tutuyordu yani. neyse eşşek kadar 35 kiloluk valizimi açtık orda rezil bir şekilde, ordan burdan ne kadar ağır görünen eşya varsa bi poşete doldurduk. öylelikle kabul etti kadın 32 kiloya indirince valizi. velhasıl, 35 + 15 , sırt çantam da nerden baksan vardır bi 6 kilo falan, 56 kilo bagajla bindim uçağa :) babam, sağolsun, milleriyle upgrade ettirip business almış biletimi, o yüzden hiç problem çıkarmadılar 50 kilo valiz mi verilir diye. normalde biletin üstünde max 30 kilo yazıyor çünkü.
duty free bölgesinde de zaten ölmüş bitmiş bir halde olduğumdan hiç dolanmadım, business classlığımı kullanarak ordaki business lounge'a girdim. çaylar kahveler yaptım kendime, büfeyi baya bir sömürdüm falan :) uçakta da business'ız diye xl bir yemek getirdiler, böyle porselen tabaklarda :) hem havaalanında hem uçakta baya bir tıkınmış oldum business olmamın hatrına :P
böyle yani, geleli 1 hafta olmak üzere, henüz kültür şokunu atlatamadım :P kafamda kıyaslar dönüyor haliyle, viyanada böyleydi burda şöyle gibisinden :)
2 kere marketteki kasiyere dankeschön dedim, 1 kere de bir adama çarptığımda schöldigung dedim. ama sonradan alıştım yani, daha da demem heralde, çok aptal oluyo çünkü, insanlar ya hava atmaya falan çalıştığını sanıyor ya da bunlar da alamancı işte gibisinden bakıyor :) ''yok ben erasmustaydım da 5 ay dediğim tek şey dankeschön ve schöldigung'du ondan böyle ağız alışkanlığı olmuş naparsın'' diyemiyorsun haliyle.
erasmus bittiğinden dolayı, bu blogda miadını doldurmuş oldu doğal olarak.
bu süreç boyunca beni okuyan herkeslere burdan teşekkür eder, bu blogun burada bittiğini üzüntüylen bildiririm. nice bloglarda daha görüşmek üzere :P :)
dönüşümün tek olayı her erasmusçu gibi oldukça ağır ve sayıca da çok valizleri taşımak oldu. 2 valiz bir sırt çantası ve bir xxl poşet ile kurtardım ama inanılmaz bir görüntüydü. hele büyük valiz artık dik duramıyordu havaalanına geldiğinde, tekerlekleri falan hep yamulmuştu ağırlığından, zira check in'deki tartıya çıktığında 35 kilo geldiğini söyledi kadın. maximum insani taşıma ağırlığı ise 32 kiloymuş :) dedim evet ben gayet insani olmayan koşullarda taşıdım onu evden buraya, siz şurdan uçağa koyamıyor musunuz. yok dedi olmaz böyle, 3 kilo azaltman gerek, diğer valize ekleyemez misin diyor bi de bana. diğer valizin nasıl şartlarda kapatıldığını bilmiyor tabi. diğer valiz dediğim de küçük el bagajı boyutunda tekerlekli bir valiz, o bile 15 kilo tutuyordu yani. neyse eşşek kadar 35 kiloluk valizimi açtık orda rezil bir şekilde, ordan burdan ne kadar ağır görünen eşya varsa bi poşete doldurduk. öylelikle kabul etti kadın 32 kiloya indirince valizi. velhasıl, 35 + 15 , sırt çantam da nerden baksan vardır bi 6 kilo falan, 56 kilo bagajla bindim uçağa :) babam, sağolsun, milleriyle upgrade ettirip business almış biletimi, o yüzden hiç problem çıkarmadılar 50 kilo valiz mi verilir diye. normalde biletin üstünde max 30 kilo yazıyor çünkü.
duty free bölgesinde de zaten ölmüş bitmiş bir halde olduğumdan hiç dolanmadım, business classlığımı kullanarak ordaki business lounge'a girdim. çaylar kahveler yaptım kendime, büfeyi baya bir sömürdüm falan :) uçakta da business'ız diye xl bir yemek getirdiler, böyle porselen tabaklarda :) hem havaalanında hem uçakta baya bir tıkınmış oldum business olmamın hatrına :P
böyle yani, geleli 1 hafta olmak üzere, henüz kültür şokunu atlatamadım :P kafamda kıyaslar dönüyor haliyle, viyanada böyleydi burda şöyle gibisinden :)
2 kere marketteki kasiyere dankeschön dedim, 1 kere de bir adama çarptığımda schöldigung dedim. ama sonradan alıştım yani, daha da demem heralde, çok aptal oluyo çünkü, insanlar ya hava atmaya falan çalıştığını sanıyor ya da bunlar da alamancı işte gibisinden bakıyor :) ''yok ben erasmustaydım da 5 ay dediğim tek şey dankeschön ve schöldigung'du ondan böyle ağız alışkanlığı olmuş naparsın'' diyemiyorsun haliyle.
erasmus bittiğinden dolayı, bu blogda miadını doldurmuş oldu doğal olarak.
bu süreç boyunca beni okuyan herkeslere burdan teşekkür eder, bu blogun burada bittiğini üzüntüylen bildiririm. nice bloglarda daha görüşmek üzere :P :)
(more...)
