Staatsoper, Moses und Aron
Metrolarda, otobüs duraklarında, billboardlarda ve afiş asılabilecek bilimum yerlerde ne zamandır afişlerini gördüğüm Moses und Aron (Musa ve Harun) operasına gittim bu akşam. Öyle heryerlere afişi asılacak kadar muhteşem bir şey değildi, çünkü görsellik çok azdı. Sahnede baştan ayağa siyah giyinmiş nerden baksan 50-60 kişi vardı ve 2 saatlik opera boyunca sadece bir kere kostüm değiştiler. O yüzden çok siyah bir sahneydi, arka plan denilen bir şey yoktu dört bi tarafı siyah perdeydi, yani görsel hiç bir atraksiyonu yoktu operanın. 50-60 kişi İsrailoğullarını temsilen sahnedeydiler, ama neredeyse yarısı çekik gözlüydü oyuncuların :) Hiç olmamış yani, o kadar uğraşmışlar yapmışlar ama çekikleri doldurmasalardı keşke sahneye, İsrailoğullarından çok hertürlü topluluğa benziyolardı zira. Musa da neredeyse hiç konuşmadı etrafta dolandı durdu öyle, Musa kekeme diye Harun konuştu (bağırdı?) bol bol. Sonuna doğru da Harun'u sapıttırdılar, esas tanrı hepimiziz diye yoldan çıkardı milleti giderayak. Çok text ağırlıklı bir operaydı, dediğim gibi görsellik yok denecek kadar azdı , herkesin koltuğunun önünde duran subtitle cihazı olmasaydı hiç bir şey anlamazdım heralde. Biletimi sabah aldığım için yerim çok iyi değildi, gerçi sahneye en yakın localardaydım ama önümdeki teyze sahneyi hafiften kaplıyordu. En güzel kısmı tabiki binanın kendisiydi, perde arasında süslenmiş püslenmiş bir sürü "elegant" insan muhabbet ederlerken, ben casual kıyafetlerimle foto çektim bol bol.
Fotoğraflarla istediğim kadar uğraşamadım, bir ara sırf foto çekmeye giderim sanırım. Şimdilik bir kaç bir şey koyayım yine de:
Fotoğraflarla istediğim kadar uğraşamadım, bir ara sırf foto çekmeye giderim sanırım. Şimdilik bir kaç bir şey koyayım yine de:
(more...)
