Västerås'ta bir gün
An itibariyle Selime'nin saç kurutma makinasıyla ısıttığımız miniş odasındayım. Bugün sabah 8'de Kanthal'ın fabrikasına gitmek üzere R&D departmanında çalışan Anke isimli bir kadın "Old Man"iyle (20yıllık yaşlı bir Audi) bizi universitenin kütüphanesinden aldı. Aslında çok dakik olmasını beklediğimiz bu buluşma tam 20 dakika gecikince her zamanki gibi iliklerimize kadar donduk, acıdan elimiz ayağımız tutmaz hale falan geldi. Neyse ki kadının geçerli sebepleri varmış, oğlunu yolumuzun üstünde okula bırakması gerektiği için biraz eşyaları toplamaları falan gecikmiş, her neyse kadın oldukça hoşsohbet sıcak biriydi, acayip ilgilendi bizimle. Fabrikanın üretim bölümlerine giriş yasak olduğu için yalnızca ofisleri, labaratuarları ve test odalarını gezdirdi ama baya bir şey öğrendik. Şu meşhur stress- strain grafiğini çizen koca alette bir metal çubuğun yield point ve rupture pointini hem bilgisayardan hem de rupture anını bizzat gözümüzle görebildik mesela. Velhasıl şahsen çok şey öğrendim ve de eğlendim fabrikada. Kadıncağız tren biletimizi kadar alıp arabasıyla bizi tekrar istasyona bıraktı, merkezdeki McDonalds'ımıza gidip yine birer fish burger yedik, daha dünkülerin üzerinden 12 saat bile geçmemişken :)
Sonra Selime'nin Macroeconomy dersi için üniversitesine gittik, geçen dönem aldığım ders olduğu için ve herşeyi de çok iyi hatırladığım için (sarcasm) çok sıkıldım :P Baktım hiç yeni bir şey öğrenmiyorum, dedim ben ikinci ders gideyim yurda, uyuyayım en iyisi :) Selime'ye dersinde başarılar dileyip, fotoğraf çeke çeke yurda döndüm. Biraz kitap okudum, biraz uyudum falan. Selime de o arada yarına olan ödevini yaptı. Sonra da işte Coop'a gidip sebze neyin aldık akşama yemeğe, mutfakta Florian ve Paul ile onlar bacon ağırlıklı pek fena görüken yemeklerini yerken muhabbet ettik bizimki pişene kadar. Yemeğimiz de gayet güzel olmuştu elimize sağlık, sağlıklı bi şekilde sebze yemeğimizi de yemiş olduk böylece. Böyle yani sevgili blog, resmen ilkokul günlüğü tutar gibi yazdım bütün yaptıklarımı bir bir :) Perşembe gününe kadar çok ekstrem bir olay olmadıkça yeni bir yazı yazcağımı sanmıyorum, cuma gününden sonra derslerimin de başlamasıyla Viyanamdan bildirmeye devam ediciiym. Şimdi biraz Selime'nin köyünden ve universitesinden fotolar koyalım:
sağdaki sarı bina Selime'nin yurdu
Sonra Selime'nin Macroeconomy dersi için üniversitesine gittik, geçen dönem aldığım ders olduğu için ve herşeyi de çok iyi hatırladığım için (sarcasm) çok sıkıldım :P Baktım hiç yeni bir şey öğrenmiyorum, dedim ben ikinci ders gideyim yurda, uyuyayım en iyisi :) Selime'ye dersinde başarılar dileyip, fotoğraf çeke çeke yurda döndüm. Biraz kitap okudum, biraz uyudum falan. Selime de o arada yarına olan ödevini yaptı. Sonra da işte Coop'a gidip sebze neyin aldık akşama yemeğe, mutfakta Florian ve Paul ile onlar bacon ağırlıklı pek fena görüken yemeklerini yerken muhabbet ettik bizimki pişene kadar. Yemeğimiz de gayet güzel olmuştu elimize sağlık, sağlıklı bi şekilde sebze yemeğimizi de yemiş olduk böylece. Böyle yani sevgili blog, resmen ilkokul günlüğü tutar gibi yazdım bütün yaptıklarımı bir bir :) Perşembe gününe kadar çok ekstrem bir olay olmadıkça yeni bir yazı yazcağımı sanmıyorum, cuma gününden sonra derslerimin de başlamasıyla Viyanamdan bildirmeye devam ediciiym. Şimdi biraz Selime'nin köyünden ve universitesinden fotolar koyalım:
sağdaki sarı bina Selime'nin yurdu
(more...)
