Vize işkencesi strikes again !

"Vizem geldi çok şükür" yazımı yurttayken yazmıştım, vizelerimin geldiğini annem söylemişti telefonda.
Tamam dedim, atlattık bitti vize çilesi. 
Ama ne mümkün, ilk yazımda "Şu vizeyi gözümle gördüğüm zaman içim baya bir rahatlıycak ama ondan eminim" demiştim. "Gözle görmek" ordaki önemli kısımmış, telefondan duymak yetmiyormuş. Eve geldiğimde bi dünya gözüyle göreyim şu vizeleri diye açtım, bir tane shengen vizesi bitane de Österreich öğrenci vizesi verdiklerine yine içten içe şaşıraraktan tam kapatıyorum pasaportu, wanted tipli biyometrik! fotoğrafımın altında soyadımı yanlış yazdıklarını farkettim ! 
Gerizekalılara bir ton belge veriyorsun soyadının yazdığı, kalkıyo iki vizeye birden soyadımı yanlış yazıyor ! Tamam salaksınız, sorumsuzsunuz, kabalıkta sınır tanımıyorsunuz anladık ama bu da rocket science değil dimi yani!? Orda yazan bir soyadı başka bir yere geçirceksin altıüstü, beyin bile gerektirmeyen bir işlem bu. Hakkaten mantıklı hiçbişey düşünemiyorum bunu açıklayacak. 
Küfür dağarcığımı zorlayacak bir sinir patlaması yaşadım haliyle, bu hafta yine uğraştırıcaklar beni bi ton.  Adamlara telefonla soru bile soramıyorsun, telefonda insana bağlanmak için 30tl yatırmanı istiyor utanmadan. Mecbur gidicem yine kapılarına kadar. O kısa saçlıyı görmek için can atıyorum şuan!

(more...)

Read Users' Comments (0)

Bir değil, tam iki vize !

Konsolosluktaki gıcık kadın blogumu okuyor galiba. Bana çektirdiklerinden pişman olmuş belli ki, kendini affettirebilmek adına sadece şengen değil bir de Avusturya öğrenci vizesi vermiş bana. Neyse affettim seni kısa saçlı kadın, bi önceki yazımdaki hakaretleri anlık sinirime veriver :P 
Ben anlamıyor olabilirim bu işlerden ama bildiğim kadarıyla sadece şengen verseydi de ben orda vizemi oturma izniyle onaylatabiliyordum, ya da sadece öğrenci vizesi verseydi yine oturma izniyle şengen vatandaşı gibi muamele görüyordum. Ya da tamamen yanlış biliyorum bunları, o da mümkün. Neyse, sonuçta bunlar da işlerini sağlama alıp her ikisinden de birer adet vermişler sağolsunlar. 31 Ocak çıkışlı iki adet vizem var artık. Gider gelirken bi onu gösteriririm bi öbürünü :)

(more...)

Read Users' Comments (2)

İtinayla seçilmiş konsolosluk görevlilieri


Kesinlikle bu konsolosluk görevlilierinin işe alınırken özel bir testten geçtiklerini düşünüyorum. Özel test de öyle kabiliyet ölçen vesaire bişey değil, zaten gerek de yok, yaptıkları dünyanın en uyduruktan en basit işi. Herkes yapar iki kağıt alıp-vermeyi iki mühür basmayı, ama herkes bu şahsiyetler gibi psikopat olamaz. Özel testle önce bu işe alcakları psikopat adaylarının sinir-stres katsayısını ölçüp en yüksek skorluları alıyorlar, garanti.

Neyse, anlaşılcağı üzere öyle çok da rahat geçmedi konsolosluk maceram. Zaten daha ilk girerken başladım aksilik no1 ile. Kadın daha en dış kapıda dekontumu istedi, uzattım . Baktı eksik yatırmışınız 85 euro olcaktı, siz 80 yatırmışınız dedi. Yanınızda 80 euro varsa alayım, yoksa geri göndermek zorundayım sizi dedi.(Bankaya yatırırsan 85, elden verirsen 80 olması gerekiyormuş, 5 euro vereyim dedim cık dedi) Ben tabi daha destur demeden çıkan bu ilk aksiliğimin şokuyla bi güzel yıkandım başımdan dökülen kaynar sularla. Murat abi allahtan kapıda bekliyordu, yanında da şansıma varmış 100eurosu. Adamcağızın parasını aldım, gösterdim neyse girebildim içeri. İçerde de parayı istediler vermedim, ben hibeliyim kardeşim ne parası istiyosunuz dedim. Mırın kırın etti sorunlu kadın, üstüme sorayım dedi, sor dedim sen ne bilcen zaten, sordu geldi ki evet sizden alınmıyormuş ücret dedi, söndü tabi havası. Sönmez olaydı, kadın iyice gıcık kaptı bu sefer bana. O andan sonra zaten ekstra kaba olan tavırlarını daha bir abarttı, evraklarımın falan istisnasız hepsini fırlatmak suretiyle verdi elime.
Konsolosluk da boğaza nazır acayip güzel,  köşk görünümlü bir bina, ama içersini görme yani. Nasıl eski nasıl pis, bizim kötülediğimiz uyduruk Polonya konsolosluğu bile modern kalır yanında. Zaten 3 tane gişe koymuşlar dandirikten, 3 tane de sorunlu kadın. Polonyalıları zamanında boşa ezmişiz, bunlar da kıytırık avrupalı diyerek, bariz daha lükstü onların konsoloslukları. Avusturya dedik sanatçı bunlar dedik, ama ilk intiba fos çıktı.
Aksiliklerde sınır tanımayan ben, ikametgah belgemi falan da unutmuşum. Schengen belgesinin adres kısımlarını atlamışım falan.  Kadından bide bunun için azar işittim, zavallının öğle tatilini de 7 dakka yedim zaten, söylene söylene bitiremedi ben şimdi ne ara yemek yiyeceğim diye. Nitekim daha fazla dayanamayıp, bağıra çağıra gitti. Ben kala kaldım elimde belgeler. Herneyse daha fazla detay hatırlamaya yüreğim dayanmıycak, psikopat kadın karnını doyururken ben binbir karınağrısıyla eksik belgelerimi falan tamamladım bir saat içinde. Saat 1de dikildim kadının masasının başına, karnı tok hali de gayet suratsız ve sinirliydi ama  köprünün sonuna geliyorken kadına dayı demeye devam etmek için kendimi oldukça zorlayarak yüzümdeki eblek sırıtmayla uzattım belgelerimi. Suratıma bile bakmadan saçma sapan bişiler çizdi karaladı kağıtlara, zımbaladı hepsini. Haftaya gel al dedi, verdi pasaport kağıdımı. Tüm affediciliğimi kullanarak, kadına teşekkür ettim ve ayrıldım o köhne konsolosluktan. Haftaya bir sorun çıkmazsa salı günü vereceklermiş vizeyi.
Böyleyken böyle. Bir dua ile bitirelim madem :
Allah bi daha düşürmesin bunların eline, Allah tez zamandan ya AB'ye girdirsin bizi, ya da hepimizi yeşil pasaportlu eylesin, amiin :)

(more...)

Read Users' Comments (0)

İlk yazı - 2 ay var daha !

Viyana'daki universitenin başlamasına 2 ay, benim burdan ayrılışıma 1,5 ay var iken blogumu açmam ne derece gaz olduğumu gösteriyor sanırsam. Ama dün gece gördüğüm rüyadan sonra artık bloga bi yazı yazmanın zamanı geldi dedirtti bana. Rüya da şu ki : Nuran, ben,  Selime takside gidiyoruz, adam türk, yollar da bağdat caddesine falan benziyor, neyse varıyoruz ineceğimiz yere, parayı ben ödemek için açıyorum cüzdanı o da ne , cüzdan euro dolu :) neyse ucuza kapatıp 3 euro veriyorum taksiye iniyoruz. Şimdi, context olarak adam türk etraf türk gibi görünebilir ama benim bilinçaltımın para birimi çoktan euroya dönmüş bile. Burdan da anlıyoruz ki ben artık olmuşum :) Bu erasmus blogunun da açılma zamanı gelmiş. 
Şimdi yazarken geldi aklıma, rüyayı şu şekilde de yorumlamak mümkün. Ben ermişim ve geleceği görüyorum, Nuran ve Selime Viyana'ya gelcek beni ziyarete , zaten zilyon tane türkün yaşadığı Viyana'da taksicimiz türk çıkıcak çok olası bi şekilde, etrafa da çok takılmamak lazım dediğim gibi bağdat caddesine benziyordu zaten etraf, pek tabii oralar Viyana'nın herhangi bir sokağı da olabilir. Ve tabii ki Viyana benim memleket olduğundan mütevellit misafirlerime parayı ödetmeyerek 3euroyu ben şahsen kendim ödüyorum. 3 euroya da orda nereye gidilir artık gidince görücez. 

Velhasılı, daha 2 ay kala ben iyice moda girdim, yarın gidiyormuş gibi hissediyorum resmen. Odada da sürekli bir erasmus, ayrılma muhabbetidir gidiyor zaten, hepimiz artık son demlerini yaşadığının bilincine iyice vardık. Zaman yaklaştıkça herkeste bi "ne derdimiz vardı da gidiyoruz, rahat mı battı ne" modu da yok değil. Son bir haftadır odamızın kapısına da yazdık zaten bu mottomuzu:  " Rahat Battı ! " . Biz avrupanın 3 köşesine dağılacak olan (Avusturya- Portekiz- İsveç)  siyam üçüzleri olarak hakkaten 6 ay ayrı kalacak olmak öyle böyle değil baya zor olucak. Gerçi şimdi böyle ayrılık muhabbeti yapınca, safi hüzünlüymüşüz gibi oldu ama. Öyle değil tabiki. Heyecan da var oldukça. Her dakka Ryanair'in komik fiyatlarına bakıp bakıp hayallere dalıyoruz, sonra da şuraya gideriz, ordan da ben sana gelirim gibisinden :) Zaten hayal ettiklerimizin hepsini gerçekleştirecek olursak her hafta sonu o ülke senin bu ülke benim gezicez. Hatta öyle bi durumda en az durduğum şehir Viyana bile olabilir :P  Ben zaten avrupanın göbeğinde en şanslıları olarak, hemen 3 saat uzağımda Zeynep de var Maribor'da, onunla her hafta sonu gece trenleriyle bilimum şehirlere gidicez, başta Paris olmak üzere :) ( dimi Zeynep??)
Böyleyken böyle, hayallerde sky is the limit. İnşallah hayalle kalmaz bunlar diyelim.

Herşey iyi güzel de, şu vize işi çok geriyor beni. Yarın sabah konsolosluk randevum var ve ben kısa dönem Erasmus öğrencisi olarak sadece schengen (oturma izinsiz) vizesi başvurusu yapacağımı, bunun için de Learning Agreement'ımın fotokopisi gerektiğini bugün öğrendim. Bizim kızlardan hiçbirinden istenmedi öyle bişey, ama her ülkenin kendi cinslikleri oluyormuş demekki, hepsi avrupa ülkesi diyip geçmiycen. Koştur koştur aldım neyseki fotokopisini International Office'den ama bu demek oluyor ki bu leyla halimle ben yarın bambaşka bir evrakımın da eksik olduğunu öğrenebilirim. Şimdilik kader kısmet diyerek yarın bir aksilik çıkmamasını ummaktan başka çarem yok tabi. Şu vizeyi gözümle gördüğüm zaman içim baya bir rahatlıycak ama ondan eminim.


(more...)

Read Users' Comments (0)