"I'm sorry, Is it Mörv?", "No, it's Mer-ve" , "Oh, I see Maarvağ"

Sanırım dünyanın en zor ismine sahibim. Herkes herkesin ismini rahatlıkla söyleyebiliyor ama,  bir hafta boyunca ismimi söylediğim kimse Merve'ye benzer bir şey bile söyleyemedi. Attendance alırken hocaların istisnasız hepsi Mörv şeklinde okuyor ismimi mesela, haftanın sonuna doğru artık "I am here but it's Mer-ve" demekten gına geldi :) Sınıfta da tanıştığım kimse henüz Merve demeyi başarabilmiş değil, herkesin kendi tarzı var, Mörveey, Mörv, Maarvağ gibi çeşit çeşit ismim oldu. Artık düzeltmiyorum da, zaten ne kadar hecelesem de kendi tarzlarında çağırmaya devam ediyorlar.
İsim söyleme faslının gına getirtecek kadar çok gelmesinin nedeni de bu hafta 10 derse birden girmiş olmam. Hepsine girip bir ortama baktım, hocaya sınıftakilere falan. Son olarak 4 tanesini eledim, ve şuan 6 dersim var, 2şer taneden 3 güne yayılmış bir şekilde. Bu da salı ve cuma günlerimin boş olması anlamına geliyor ki, cuma günümün boş olmasının verdiği mutluluk paha biçilemez :)
Sadece bir hafta geçirmeme rağmen kendimden ummadığım bir adaptasyon progresi kaydettim, misal ilk günkü ingilizce konuşmam "ehe mehe kem küm yani i mean that.." şeklindeyken, bugün sınıfa hitaben bir trade simülasyonunu anlatabilecek cümleler kurabilir hale gelmiş olduğumu farkettim.
International Human Resources Management diye bir dersimde Amerikalı bir sağır öğrenci var,  gittiği her yere götürdüğü iki işaret dili çevirmeniyle geliyor derse, hocanın yanında oturuyor bunlar ve yoruldukça yer değiştirerek çocuğa simültane tercüme ediyorlar dersi. Haliyle çok ilginç bir atmosferi oluyor dersin, bazen işaretlere kayıyor gözün, bazı kelimelerin işaret dilindeki karşılığını çakabiliyorsun falan, mesela hoca China dediğinde kadın gözlerini kısarak sırıtıyor:) Çocuğa başta bir acıma hissedecek gibi oldum, ama sonra kendini tanıtışı olsun derslere katılışı olsun sağırlığını hiç problem etmeyen cool tavırlarıyla çocuğa acımanın esas acınması gereken his olduğuna karar verdim. Tenefüslerde bile hiç öyle köşesinde oturup da uzak durmadı, çevirmenleriyle de olsa muhabbete katıldı. Çocukla konuşurken nereye bakacağımı şaşırınca biraz gerildim, hem çocuk hem de tercüman sana bakarak konuşuyor, ses çevirmenden geliyor ama çocuğun ağzından konuşuyor, ve cevap verirken de aslında çocuğa verdiğin için cevabı her ne kadar seni duymuyor olduğunu bilsen de çocuğa bakarak cevap vermen gerekiyor. Dersi çok büyük ihtimalle droplarım diye gitmiştim ama sınıfın ortamı, bu sağır çocuğun da olması falan cazip geldi, bırakmadım dersi.
Yine aynı derste Japon bir kızla grup olduk sunum için, ve tenefüste dakikalarca konuşmuş olmamıza rağmen ertesi gün kızı yolda gördüğümde bana selam vermese mümkün değil çıkaramazdım, selam verdikten sonra bile kızı çizmesinden tanıyabildim :) Aynı durum Singapurlu bir kızda da başıma geldi, iki dersimiz ortak olduğu için tanıştığımızdan bir sonraki derste yanıma oturup da tanıyormuş gibi selam verdikten sonra ses tonundan çıkarabildim kızı. Velhasıl çekik gözlüleri ayırt edemiyorum ve cidden çok ayıp oluyor, her çekik gözlü gördüğümde geriliyorum bunlar benimkilerden biri mi acaba diye :)
Bir hafta boyunca her derste karşılaştığım ama hala alışamamış olduğum bir Avusturya geleneği var. Ders bitiminde hoca bu günlük bu kadar şeklinde bitişi yaptıktan sonra herkes sıraya vurmaya başlıyor ( kapı tıklama şeklinde ). İlk derse girdiğimde sınıfın bir şeye kızdığını bir şeyi protesto falan ettiğini sandım, baya gerildim, ne kaçırdım acaba ki , ne olmuş olabilir, ne diye bu kadar yaygara yaptılar falan gibi şeyler düşünmüştüm. Meğer "ders çok güzeldi, teşekkürler" anlamına geliyormuş, ve her ders sonunda herkes ciddi ciddi bir şekilde sırayı tıktıklıyor :) Sonraki günler komik gelmeye başlasa da her ders sonunda hala irkiliyorum birden çıkıveren gürültüden :)
To sum up, bütün haftam 10 derse girmek suretiyle ev-okul arasında geçti, onlardan hariç gördüğüm tek şey de U1 ve U4 metrolarıydı. Haftaya 1 sunum, 1 essay, 1 de quizim olduğundan ne kadar vakit bulabilirim bilmiyorum ama eski turistik hayatıma en azından salı ve cuma günleri dönebilirim diye umuyorum..

Read Users' Comments (1)yorum

1 Response to ""I'm sorry, Is it Mörv?", "No, it's Mer-ve" , "Oh, I see Maarvağ""

  1. iku, on 12 Mart 2010 14:51 said:

    ahaha her nasıl ki ben bir iku'yum bundan gayrı senin adın merve değil, mörv'dür benim için güzel dost:D