aldım öbb'nin ahını, çıktı aheste aheste
Başlığı açıklamadan önce son 3 günümü anlatayım biraz.
Perşembe günü kardeşceğizim Zeynep lisesinden bi grupla birlikte Prag- Viyana ve Dresden gezisine gelmişti. Perşembe Pragı gezip, cuma günü de Viyana'ya geldiler minibüs ile. Akşama kadar tescilli Viyana rehberi olarak Viyana'yı gezdirdim, yine, yeniden, en baştan :) Sonra akşam beraber Prag'a döndük hepberaber, takograflı ve hız limiti 100e ayarlanmış minibüsleriyle. Azeri şöför amca sağolsun hız limitini zaten çok nadir zorladı, ortalama 80mph ile köy yolu denebilecek kötü kötü yollardan giderek tam 5 saatte ulaştık Prag'a. Ertesi gün Almanya'nın Çek cumhuriyeti sınırındaki Dresden adlı şehrine gittik. Martin Luther'in doğduğu ve protestanlığı başlattığı şehir burası. Doğu Almanya olduğu için, kliseleriyle, diğer yapılarıyla falan diğer Alman şehirlerinden farklı görünümlü bir şehir. Elbe diye güzel bir nehir geçiyor içinden. Ayrıca Dresden, Saksonların (bir Cermen türü olup Anglosaksonların ataları olan halk) yaşamış olduğu, halen de yaşadığı bir şehir. Zaten şuan da Doğu Almanya'nın Saksonya eyaletinin başkentiymiş Dresden. Velhasıl, bol Nazi katliamlı tarihiyle, Martin'ciğimin şehri olmasıyla falan değişik güzel bir şehirdi Dresden.
Ertesi gün Prag'daydık, alışveriş falan yaptık, küçük çaplı bir klise konserine gittik.
Pazartesi günü de benim trenim öğlen 2de olduğundan ve Prag'ı çok detaylı gezemediğimden (Zeynepler Viyana'ya gelmeden önceki gün gezmişlerdi çünkü Prag'ı) ve Zeynep'lerin uçağı akşam olduğu için o gün Karlovari diye bir kasabaya gideceklerinden, sabah ayrıldık onlarla. Ben hafif olacağını tahmin ettiğim ama hafifliğin yanından geçmeyen tekerlekli valizimle 2'ye kadar gezdim Prag'ı. Zaten baya küçük şehir, tüm turistik mekanlara yürüyerek gidiyorsun. Aşk köprüsü denen köprüyü falan da yürüyerek geçiyorsun. Velhasıl, tüm Prag'ı 4 saatte yürüyerek, fotoğraflar çekerek ve hatta valiz çekerek bitirdim. Valiz çekme kısmını bu kadar emphasize etmemi garip bulanlar, tekerlekli valiz sonuçta ne kadar zor olabilir diyenler için açıklama yapayım; Prag'da araba yolları dahil hiç bir yer düz asfalt değil, her yer ama her yer büyük ve aralıklı taşlar döşenmiş bir halde. haliyle valiz çekmek olması gerektiğinden 3-5 kat daha fazla efor sarfettirdi o yollarda. haliyle de gün sonunda ne el ne kol kaldı. tüm gün boyunca takur tukur valiz sesi dinlememin yanı sıra yanımdan geçen turistlerin çıkan sese dönüp dönüp imalı imalı "yok artık , şurda valizle mi yürünür, senin gürültünü mü dinlicez yani" mesajları okunan gözlerle tüm gün beni kesmeleri de hoş değildi. ama Prag Allah için güzel şehir, heryerin yürüme mesafesinde olması falan çok güzel, böyle paket halinde heryerini hissedebiliyorsun. Köprüleri, şato görünümlü kliseleri, daracık sokaklarıyla falan farklı bir güzelliği vardı. ama gelişmemiş bir ülke o ayrı, yani Viyana'dan sonra baya hissediliyor Çek cumhuriyetinin kominizmden çıkmış, gelişmeye çalışan bir ülke olduğu. turistik mekanların haricinde yollar, binalar vs. baya köhne ve bakımsızdı.
Başlığa gelecek olursak, bilmeyenler için ; ÖBB Avusturya'nın tren şirketi oluyor. Ben dönüş için tren biletimi alırken önce ÖBB'den bakmıştım 60 euro olunca bir de Çek'in tren şirketinden bakayım deyip 20 euroya bulunca Çek'lerin tren şirketinden ve internetten aldım biletimi. Herşey gayet yolunda gitti, trenimi buldum, güzelce de bir kompartmana yerleştim, kompartmanda Amerikalı bir baba-kız vardı Avrupa turuna çıkmışlar kızının lise mezuniyet hediyesi olarak, onlarla da gayet samimi muhabbet ediyor ve Prag'dan henüz çıkıp köyümsü yerlerden geçmeye başlamışken konduktör geldi. Ben biletimi uzattım, kadın aldı baktı, dedi bu bilet yarına. Ben tabi şoklarda, gayet eminim bide bileti alırken o kadar çok kontrol etmiştim ki ayın 24üne alıyorum diye, mümkün değil falan modundayım. Baktım bilete hakikaten 25 yazıyor, artık nasıl olmuş da yapmışsam, salak gibi 25'ine almışım bileti hakkaten. kadın dedi böyle gün transferi yapamıyoruz, şuan geçersiz bu bilet. Etraf da kuş uçmaz kervan geçmez araziler falan var, dedim ne yani dışarı atmıycaksınız dimi beni, yusuf yusuf şeklindeyim. Kadı gitti bir üstünü çağırdı, yeni gelen konduktör dedi yeni bilet almanız gerekiyor ama biz ancak Avusturya sınırına kadar satabiliyoruz, Breclav'dan sonra Viyana için tekrar bilet alcaksınız dedi. Tamam dedim Breclav'a kadar ne kadarsa verelim, 20 euroymuş. orda Breclav için bi 20 euro bayılmış bulundum. Neyse yaklaşık bi 3 saat sonra Breclav'a vardık, elemanlar değişti Avusturya'lı kondüktörler geldi. Yine aynı prosesin küçük bir versiyonunu da o kadınla yaşadıktan sonra, yok dedi bilet alcaksın yine 20 euroya. Napalım dedim, bir 20 euro daha vermiş bulundum orda. Yani internetli yanlış biletimle birlikte toplam 60 euro vermiş oldum. Beğenmediğim ÖBB'nin 60 euroluk biletine laf edip, ona buna ben ÖBB'de kazıklanmadım, Çek'lerden 20 euroya aldım bileti dedikçe demekki ÖBB çok fena içerlemiş, böyle ahı tuttu yine bi şekilde çıkardı benden 60 euroyu.
Böyleyken böyle, şuan çok yorgunum, foto seçmekle uğraşamıyacağım, yarın okula gidince bir kaç Dresden ve Prag fotoğrafı koyarım diye düşünüyorum..
Perşembe günü kardeşceğizim Zeynep lisesinden bi grupla birlikte Prag- Viyana ve Dresden gezisine gelmişti. Perşembe Pragı gezip, cuma günü de Viyana'ya geldiler minibüs ile. Akşama kadar tescilli Viyana rehberi olarak Viyana'yı gezdirdim, yine, yeniden, en baştan :) Sonra akşam beraber Prag'a döndük hepberaber, takograflı ve hız limiti 100e ayarlanmış minibüsleriyle. Azeri şöför amca sağolsun hız limitini zaten çok nadir zorladı, ortalama 80mph ile köy yolu denebilecek kötü kötü yollardan giderek tam 5 saatte ulaştık Prag'a. Ertesi gün Almanya'nın Çek cumhuriyeti sınırındaki Dresden adlı şehrine gittik. Martin Luther'in doğduğu ve protestanlığı başlattığı şehir burası. Doğu Almanya olduğu için, kliseleriyle, diğer yapılarıyla falan diğer Alman şehirlerinden farklı görünümlü bir şehir. Elbe diye güzel bir nehir geçiyor içinden. Ayrıca Dresden, Saksonların (bir Cermen türü olup Anglosaksonların ataları olan halk) yaşamış olduğu, halen de yaşadığı bir şehir. Zaten şuan da Doğu Almanya'nın Saksonya eyaletinin başkentiymiş Dresden. Velhasıl, bol Nazi katliamlı tarihiyle, Martin'ciğimin şehri olmasıyla falan değişik güzel bir şehirdi Dresden.
Ertesi gün Prag'daydık, alışveriş falan yaptık, küçük çaplı bir klise konserine gittik.
Pazartesi günü de benim trenim öğlen 2de olduğundan ve Prag'ı çok detaylı gezemediğimden (Zeynepler Viyana'ya gelmeden önceki gün gezmişlerdi çünkü Prag'ı) ve Zeynep'lerin uçağı akşam olduğu için o gün Karlovari diye bir kasabaya gideceklerinden, sabah ayrıldık onlarla. Ben hafif olacağını tahmin ettiğim ama hafifliğin yanından geçmeyen tekerlekli valizimle 2'ye kadar gezdim Prag'ı. Zaten baya küçük şehir, tüm turistik mekanlara yürüyerek gidiyorsun. Aşk köprüsü denen köprüyü falan da yürüyerek geçiyorsun. Velhasıl, tüm Prag'ı 4 saatte yürüyerek, fotoğraflar çekerek ve hatta valiz çekerek bitirdim. Valiz çekme kısmını bu kadar emphasize etmemi garip bulanlar, tekerlekli valiz sonuçta ne kadar zor olabilir diyenler için açıklama yapayım; Prag'da araba yolları dahil hiç bir yer düz asfalt değil, her yer ama her yer büyük ve aralıklı taşlar döşenmiş bir halde. haliyle valiz çekmek olması gerektiğinden 3-5 kat daha fazla efor sarfettirdi o yollarda. haliyle de gün sonunda ne el ne kol kaldı. tüm gün boyunca takur tukur valiz sesi dinlememin yanı sıra yanımdan geçen turistlerin çıkan sese dönüp dönüp imalı imalı "yok artık , şurda valizle mi yürünür, senin gürültünü mü dinlicez yani" mesajları okunan gözlerle tüm gün beni kesmeleri de hoş değildi. ama Prag Allah için güzel şehir, heryerin yürüme mesafesinde olması falan çok güzel, böyle paket halinde heryerini hissedebiliyorsun. Köprüleri, şato görünümlü kliseleri, daracık sokaklarıyla falan farklı bir güzelliği vardı. ama gelişmemiş bir ülke o ayrı, yani Viyana'dan sonra baya hissediliyor Çek cumhuriyetinin kominizmden çıkmış, gelişmeye çalışan bir ülke olduğu. turistik mekanların haricinde yollar, binalar vs. baya köhne ve bakımsızdı.
Başlığa gelecek olursak, bilmeyenler için ; ÖBB Avusturya'nın tren şirketi oluyor. Ben dönüş için tren biletimi alırken önce ÖBB'den bakmıştım 60 euro olunca bir de Çek'in tren şirketinden bakayım deyip 20 euroya bulunca Çek'lerin tren şirketinden ve internetten aldım biletimi. Herşey gayet yolunda gitti, trenimi buldum, güzelce de bir kompartmana yerleştim, kompartmanda Amerikalı bir baba-kız vardı Avrupa turuna çıkmışlar kızının lise mezuniyet hediyesi olarak, onlarla da gayet samimi muhabbet ediyor ve Prag'dan henüz çıkıp köyümsü yerlerden geçmeye başlamışken konduktör geldi. Ben biletimi uzattım, kadın aldı baktı, dedi bu bilet yarına. Ben tabi şoklarda, gayet eminim bide bileti alırken o kadar çok kontrol etmiştim ki ayın 24üne alıyorum diye, mümkün değil falan modundayım. Baktım bilete hakikaten 25 yazıyor, artık nasıl olmuş da yapmışsam, salak gibi 25'ine almışım bileti hakkaten. kadın dedi böyle gün transferi yapamıyoruz, şuan geçersiz bu bilet. Etraf da kuş uçmaz kervan geçmez araziler falan var, dedim ne yani dışarı atmıycaksınız dimi beni, yusuf yusuf şeklindeyim. Kadı gitti bir üstünü çağırdı, yeni gelen konduktör dedi yeni bilet almanız gerekiyor ama biz ancak Avusturya sınırına kadar satabiliyoruz, Breclav'dan sonra Viyana için tekrar bilet alcaksınız dedi. Tamam dedim Breclav'a kadar ne kadarsa verelim, 20 euroymuş. orda Breclav için bi 20 euro bayılmış bulundum. Neyse yaklaşık bi 3 saat sonra Breclav'a vardık, elemanlar değişti Avusturya'lı kondüktörler geldi. Yine aynı prosesin küçük bir versiyonunu da o kadınla yaşadıktan sonra, yok dedi bilet alcaksın yine 20 euroya. Napalım dedim, bir 20 euro daha vermiş bulundum orda. Yani internetli yanlış biletimle birlikte toplam 60 euro vermiş oldum. Beğenmediğim ÖBB'nin 60 euroluk biletine laf edip, ona buna ben ÖBB'de kazıklanmadım, Çek'lerden 20 euroya aldım bileti dedikçe demekki ÖBB çok fena içerlemiş, böyle ahı tuttu yine bi şekilde çıkardı benden 60 euroyu.
Böyleyken böyle, şuan çok yorgunum, foto seçmekle uğraşamıyacağım, yarın okula gidince bir kaç Dresden ve Prag fotoğrafı koyarım diye düşünüyorum..

0 Response to "aldım öbb'nin ahını, çıktı aheste aheste"
Yorum Gönder